2 Şubat 2012 Perşembe

Deniz Akkaya Kimdir

sahip olduğu sınırsız gücün verdiği şımarıklıktan ve acımasızlıktan sıyrılamamaktadır. gözüne giren insanların bunu onun egosunu pohpohlayarak başardıkları görülebilir. senarist böyle bir güce sahip olan bir insanın özünde adalet ve hassasiyet taşısa bile dengesiz olmaktan kurtulamayacağına inanmaktadır. hürrem'e olan bağlılığı bu koşullar altında aşk diye adlandırılabilirse de, modern bir erkeğin kadına duyduğu saygıyı kendisinden beklemek saçma olacaktır. hürrem sultan dizide gençliği itibariyle kural tanımaz, kıskanç, kendini beğenmiş, histerik bir kadın olarak tanımlanmıştır. kanımca senarist hırslı bir cariyenin sahip olacağı efsanevi güç ve konuma ulaşmasını uzun vadeli bir değişim olarak düşünmüştür ve hürrem'in duygularıyla hareket eden asi ve cilveli Deniz Akkaya Kimdir bir genç kızdan soğukkanlı, etkili ve otoriter bir kadına dönüşmesini verdiği mücadelelere paralel olarak işlemektedir. sınırsız bir güce sahip bir adama veya belki o güce karşı egoist bir aşk duyduğu söylenebilir. hürrem'in farkı tarihe damgasını vuran tüm kişilikler gibi kendisine biçilen rolü kabul etmemesidir; büyük düşünerek oyunun kurallarını değiştirme azminde olmasıdır. bunu belki çok zeki olduğu için, belki çok şanslı olduğu için, belki de zafere giden her yol mübahtır düsturuyla başarmıştır.

Hakan Balta Kimdir

amacından sapmaya başlamış dizi.bu dizinin anlatması gereken hürremin yükselişi karşısında kimsenin duramayışı değilmiydi.koskoca padişah hürremi gördüğü ilk andan beri delice aşık olup her dediğini yapacaktı.karşısında ne mahidevran ne valide sultan ne de pargalı durabilecekti.zekası sayesinde bir bir hepsini yenecekti.osmanlının devlet işlerine parmağını sokacaktı.devlet adamlarının akıbetine o karar verecekti.ama ne zaman açsam hürrem kıskançlıktan ağlıyor.rakipleri nispet yapıyor.süleyman başka birisine tutulmuş gibi.yabancı ülkeden gelen bir prenses osmanlının en etkin sultanını ezip geçti.üstüne hareme yerleşti.bu saatten sonra hürremi nasıl o büyük ve karşısında durulamaz sultan pozisyonuna getirecekler heyecanla merak ediyorum.çünkü öyle böyle değil çok fena bir halde loser oldu kadın. seyirciyi, hürremciler ve ibrahimciler diye ikiye bölen dizi. eskiden (bayağı eskiden) yani eski yeşilçam filmlerinde Hakan Balta Kimdir iyi karakterler güzel, kötü karakterler ise çirkin ve itici tipli olurlardı. seyirciye tercih hakkı tanınmaz, iyi karakter tutulmak zorunda bırakılırdı. ancak artık öyle değil. isteyen isteyeni beğeniyor. ulan hürremci olunur mu bee. elimde olsa bi kaşık suda boğarım! gerçi favorim ibraham paşada nigarı götürdü üstüne üstlük kızcazı sürmeye kalktı ama neyse.. son bi şans tanıdım ona hala ibrahamcıyım.

Yasemin Göksu Kimdir

av köşkündeki yeniçeriler gelen geçen herkesin bağıra çağıra isabella'ya istediklerini söylemelerine, mesaj iletmelerine izin verdiklerinden sülüman'ın canına tak etti sonunda "daha dikkatli olun, kuş bile uçurtmayın, vurun" dedi. olan zavallı kuşları oldu. hürrem bu arada gül ağa'yı isabella hakkında yanlış yönlendirdi diye evire çevire dövmek üzere, duvara filan yapıştırdı. sıra sümbül'e gelecek... sümbül ise isabella'nın kendisine süklüm demesine bozuk, "senin yedi ceddindir o" dedi kadına. frederick ise an itibarıyle pargalı'ya geçiriyor: Yasemin Göksu Kimdir "venedikli sefil bir balıkçı için iyi yükselmişsin. senin gibi bir ortodoks dönme muhatabım değil, hanedandan birisi çıksın karşıma" vs diye. pargalı'nın gözü döndü boğmaya başladı adamı. malkoçoğlu zor durdurdu...

Uzun Elbise Modelleri

uzun zamandır ilk defa bir turk dizisinin gününü öğrenip izledim, her ne kadar çemberimde gül oyanın çakması diye nitelendirilsede kendi hikayesi ve doğallığı ile mükemmel, gençlerin oyunculuğuna diyecek laf yok ama o aile babası çocukları kadar rol kesebilseydi keşke.. 2. bölümün açılışında kavga sahnesinde karısının oyunculuğunu örnek alsa, en azından yönetmende olaya biraz gerçeklik katsaymış keşke.. Uzun Elbise Modelleri

Flo Ayakkabı

evin üzerinde bulunduğu cadde senelerdir otobüs durağına ulaşmak için evimden yürüdüğüm salihpaşa caddesidir. henüz bahar aylarında başlayan hummalı restorasyon çalışmalarına gözlerimle tanıklık edip her geçen gün hayran kaldım. evlerin camlarına konulan çiçeklerin vita saksıları, kulüp gazoz amblemli bakkal tentesi, kasap kapısı boncukları, dış yüzeyi çürümeye yüz tutmuş ahşap evlerin rengarenk boyanması, pimapenden tahtaya çevrilen cam çerçeveler, klimaların en doğal yöntemlerle gizlenişi... hatta boş olan birkaç dükkana caddenin ilerisindeki esnafların yerleştirilmesi, bu dükkanlara ahşap malzeme ile el emeği sayesinde fırça ve boya ile hazırlanan tabelalar... Flo Ayakkabı özcan denizin ece sükanla oynadığı bi dizi vardı, meltem cumbul vs. aynı sokakta çekildi o dizi de. televizyonda izlemekten keyif alıyorum mahallemi, fakat bu adamlar orayı o kadar değiştirdiler ki başka bir dünya gibi izledim mahallemi. üstelik diziyi de o kadar bizden, o kadar naif buldum ki ayrı bir severek izleyeceğim. babam da senelerce seyahat ederek çalışmıştı. haftalarca yüzünü göremezdik. osman'da kardeşimi ve kendimi gördüm. söylediğine göre babam da baştan sona ağlayarak izlemiş diziyi *

Aytekin Ataş Kimdir

savaş sahnesiyle şimdiye dek yayınlanan iki sezon içindeki en iyi bölüme imza atan yerli dizi. her ne kadar dün akşam savaş sahnesini izlediysem de bu sabah defalarca kez tekrar izledim. yok azizim izledikçe koltuklarım kabardı gaza geldim hatta bu hışımla europa universalis 3 oyununu açıp osmanlı'yı seçip macarlara taarruz edesim var. vallahi yapıcam birazdan. bu arada savaş sahnesini neden bu kadar eleştirirler anlamış değilim. 500 bin lira ile ancak bu kadar güzel yapılır. adamlar, 500 bin deyince direkt efekt işine girecekler sandı herhalde. bir de bunun için eleştirmişler. kardeşim o adamlar don mu giyiyor o sahnede kaç tane kıyafeti süsü püsü dikilmiş tüfeğinden toplarına kadar yatırım yapılmış yapımcı firma öpücük mü verdi bunların hazırlanması için. ayrılan paradan kullanıldı. geriye kalanı Aytekin Ataş Kimdir da gördük zaten. bence eleştirileri yersiz buluyorum. 300-500 milyon dolarlık filmle kıyaslamaları bile komik geldi bana. son olarak burak özçivit derhal o salak zengin züppelerinin haşır neşir olduğu diziden istifa edip tiz tarih filmleri çekiyorsun. boy pos oyunculuk cengaverlik aşmış. meğer ne cevher varmış sende de biz bilmiyormuşuz. savaş sahnesini yeniden izlemek isteyenler için;

Kısa Abiye Modelleri

osman diye bir sevimlinin olduğu dizi. tanım saçma oldu farkındayım fakat hemen lafa girmek istiyorum. yemek masasındaki tartışma yüzünden ağlamamaya çalışarak yemek yemesi yok mu, beni bitirdi. ne tatlı bir çocuk seçmişler yahu. öyle gerçekçi bir andı ki hatıralar canlanıyor insanın gözünde. "hadi osmanım hadi ye bakıyım yemeğini" diyince babası, kafasını sallayıp ağzına lokma götürüşü yok mu.. yerim seni belki de ben bu işten anlamıyorum, bilmiyorum. aklımda sözlüğe girip bu dizinin yorumlarına bakmak varken, düşüncem olmamışların çoğunlukta yer alacağı yönündeydi.beğenilmiş. hayret. belki benim ki erkan petekkaya ya olan antipatimden dolayı. bir adama kendi sesi bu kadar mı yakışmaz, üzerinde bu kadar sakil durur. çok soğuk bir ses tonu, tek tornadan çıkıyormuş gibi. beğenemedim. bir de osman, hani şu küçük velet. onunda konuşmalarında var bir rahatsızlık. bu işi bilmediğim için çözemiyorum. ne derler kulaklarım tırmalandı babası ile onu izlerken. ama olur mu; olur.emeklere sağlık Kısa Abiye Modelleri edit: kendim yazmış olmasam kötüleyeceğim bu entry'i o kadar:)