25 Ocak 2012 Çarşamba

ee benim buraki

kurtlar vadisi'nin ilk bölümünden itibaren her bölümünü izlediğim ancak geçen hafta polat'ın memati'ye "plan gerçekçi görünsün diye abdülhey'in Bellona Yatak Odası yaşadığını sana söylemedim," deyip arkasından da "eğer abdülhey'in yaşadığını bilseydin eline sıkar mıydın memati?" diye bir soru sormasıyla artık seyretmemeye karar verdiğim dizidir. memati gerekli cevabı vermiştir ama.. "kafama sıkmamı istesen kafama Salon Dizaynı sıkarım usta, elime mi sıkmıycam!" eh senaristler de henüz bunu anlamadıysa ve beni enayi yerine, aptal yerine koyan senaryolar yazıyorlarsa ben bu duruma daha fazla katlanamayacağım kimse kusura bakmasın.. olat patlamak üzere olan bombayı durdurmak için düğmeye basar ama faydası olmaz. cahit'e neden çalışmıyor bu diye sorunca "buradan durdurmanın imkanı Yatak Odası Halı Modelleri yok" gibisinden bir cevap alır. anladığım kadarı ile mesafeyi kastetmiştir. iyi de güzel kardeşim, araba taş çatlasa 200 metre arkadan geliyor. yavaşlarsın, arabanın sana yaklaşmasına ya da yanından geçmesine izin verirsin, bu esnada da bombanın saatini durdurursun. çok mu zor? ayrıca, polat'ın evinin dibindeki sedef ile ebru'nun varlığı tespit edemeyen adamları, daha uzaktaki yakışıklının varlığını nasıl tespit ettiler, anlamak mümkün değil. arkadaşlar, beyler, bırakın müzikten anlamayı, aranızda azcık kulağı Duş Perdesi Modelleri olan yok mu? hadi iki farklı müziği üstüste bindiriyorsunuz, bunu kabul ettik diyelim, yeri gelir yapılır, ama apayrı iki tonda iki müziği üstüste bindirdiğinizde bir kişinin de olsun kulağı tırmalanmıyor mu orda? birisi de çıkıp demiyor mu "aga bu nedir" diye? yazık değil mi gökhan kırdar'ın emeğine? ses efektleriyle ilgilenen arkadaşlara da ayrıca sözüm var: bakın prodüksiyon ekibi replika olduğu çok belli olan silahları iyi kötü toparladı, son zamanlarda kaliteli desert eagle ve Mutfak Perde Modelleri beretta replikaları görüyoruz dizide, siz de silah patlama seslerini fena yapmıyorsunuz, aynı özeni silah kurma seslerine de gösterin lütfen. elinize iki tane silah alın, birinin şarjörü boş olsun, diğerine tek mermi koyun. ikisini de kurun, neden bahsettiğimi anlayacaksınız. şimdi gidin o içine mermi konmuş olan silahın sesini kaydedin. tşk sçs kib.

Zamanında gördük

şu an yayınlanmakta olan bölüm 2003'den beri izlemiş olduğum kurtlar vadisi serilerindeki en kötü bölüm olma yolunda hızla ilerlemektedir. bu nasıl bir tutarsızlık, bu nasıl bir ilgisizliktir. koskoca hastanede ki bu hastanede ne operasyonlar yapılmış, aynı anda kaç hasta ameliyat edilmiş, kaç kişinin hayatı kurtarılmıştır ama bir morfinci Katlamalı Perde Modelleri bulamıyorlar. koskoca davut tataroğlu yatmakta ki tataroğlu lan bu. sonra bir de kan mevzusu. kimseden kan bulamadınız da 70 yaşına gemiş insanlardan mı kan çekiyorsunuz. kızılay yok mu lan bu ülkede. paranız mı yok kızılaydan kan karşılığı kan alıyorsunuz. ** bunlar da bir kenara benim güzel ülkemde bütün hastabakıcılar, ameliyathane temizlikçileri bilimum anestezik operasyonları yapabilmektedir ama o kadar doktor var iken birisi bile Linens Perde Modelleri 2 gram morfin şırınga edememekte. sanki anestezi uzmanı geldi de bir şey yaptı. hemşire verdi morfini oda kataterden damara postaladı. bu mu şimdi koca bölümün üstüne oturtulacağı olay? hastane de morfini kataterden verecek Perde Aksesuarları bir insan olmaması sonucu olaya bilimum istihbahrat teşkilatları, büyük ortadoğu analistleri, kontrgerillacılar katılacak ve polat tüm tehditleri bertaraf edecek. izlerken ben utanıyorum başımı yastığın altına sokuyorum, bunu 2 haftalık tatilde çeken ve önümüze koyan adamlar hiç utanmamış mı acaba? baya bir aradan sonra dün akşam seyretme gafletinde bulunduğum dizi, polat abimizin yine kanaması vardı abdülhey her zamanki gibi ameliyattaydı, memati yine sinirli sinirli herkese iş oluyordu. yahu bir dizi bu kadar mı kendi kendini tekrar edip durur. ayakta dolanan yaralı polat abimiz doktorun Tül Perde Modelleri elini tutması ve karısının onu halde görmesi beni kopardı. polatın abdülheyin saçlarını okşaması itici geldi. lan noluyor anasını satim sarıl ağla filan ama okşama kelimelerle anlat derdini içindekini bizde bilelim senki milletler arası sorunlara yol açmış adamsın yakışıyormu Mutfak Perde Modelleri kardeeeş sana. bu arada param olursa o hastaneyi satın alıp diziyi orada çekmelerini yasaklayacağım ve arkadaşlarımı hastane eziyetinden kurtaracağım (gelecekte milletvekili adayı olacağımda). son olarak senaristler ve yönetmen bu dizide direk sermiştir diyorum başka birşey demiyorum.

ee ne olcak şimdi ?

dun son bolumun fragmanini izledigimde, dedim ki "ne olursa olsun polat ebru'dan ayrilmaz, ama kizi kendinden ayrilacak duruma getirir, kiz bosanmak isterse bosanir, ya da kizi oldururler. ama polat bosanmaz." sonra dedim ki simdi bu polat'i neredeyse lider gibi takip eden bir kesim var, polat karisini bosarsa, takipcileri de ardindan zincirleme bosanma davalari acar. iste tam da bu yuzden toplumda infiale neden olmamak icin polat bosanmaaaz dedim. ulan polat, kiz "babamin katilinin cocugunu doguracak degilim herhalde" dediginde oyle bi baktin ki, "anam" dedim, Bellona Baza "simdi tokadi indirecek." cunku evet kabul edelim ayni durumda, kiz ters ters konusup cemkirirken turk erkeklerinin en az %50'si tokadi basardi, daha buyuk bir yuzde ise agir kufurleri basardi. cok duygusal, kirilgan bir yuzde ise oturur aglardi ama onlar konumuz degil, zaten onlardan da uzak durun ey genckizlar, cunku bu fazla duygusal insanlar en az polat gibi duygusuz okuzler kadar baskalarinin duygularina duyarsizdir. azi zarar, cogu zarar, ortasi karar. evet. neyse konuya donelim, ben zaten bu polat'lan * evlenmekten su sebeple vazgecmistim, bu adam simdi cok hot zot bir adam, bir sey der, ben derim ki "ben senin yaninda calisan elemanin degilim, bana racon kesme." o da kaslarini catip o korkunc ifadeyi takinir ve "racon kesmiyorum ulan" diye baslar, gerisi malum... neyse polat tokadi indirmedi ama yumrugu masaya indirdi. gerci ebru'ya Yatak Odası Halı Modelleri vuracagini gercekten hic dusunmedim. bir kere kizin bir sıkımlik cani var, polat dedigimiz ie en babayigit super kahramanin agzini bir karis acik biraktiracak kadar deli kuvveti olan bir adam. yani kiza bir tane indirecek olsa, indirdigi tokadin yuzde doksani bosa gider, kiz da o koskoca evin birkac duvarindan ayni cizgifilmlerdeki gibi kendi seklinde delikler acarak bahceye duser. ama itiraf etmeliyim ki "topla pilini pirtini, cek git" deyince sasirdim. kendisi baska bi yerde yasamaya baslar filan diye dusunmustum. beni yanilttin polat, yanlis tanimisim seni. gelelim daha ciddi konulara. bi kere ebru'nun cocugunu aldirmadigi belliydi, nerden belliydi derseniz, simdi anacim bu kizcagiz bir kere gitti kadin dogum uzmanina, genelde hemen ilk gidisinde almazlar bebegi, bu isler randevuyla yurur, ne biliyim bu da bir operasyon neticede, gelirken 12 saattir Duş Perdesi Modelleri ac olmak filan gerekli olabilir. daha da onemlisi artik evli bir kadin, kocasinin rizasi olmadan cocugunu aldiramaz, hatta dogum kontrolu niteliginde bir operasyon da yaptiramaz. cunku bunlar evli bir kadinin tek basina verecegi kararlar degil. bkz. melekler korusun. esin adi cikmasin diye kendini evli olarak tanittigi klinikte kocasinin rizasi olmadigi icin bebegini aldiramamisti. yalniz o cocuga bir sey olur kesin, ben onun dunyaya sag salim gelebilecegini sahsen dusunemiyorum. artik ebru'nun babasi oldugune gore, onun uzerindeki koruma kalkani da kalkmis oldu, belki polat'tan intikam almak icin, ya da pazarlik icin filan kacirabilirler, ya da cocugunu kacirip polat'i oldurmesi icin yetistirebilirler. falan filan... ben dusunemiyorum polat'i aile babasi olarak. sonracima... dizide kim asik olsa, sevdigini olduruyorlar, ask acisi Oturma Odası Takımları ceke ceke gercek aska ulasmalarini mi saglamak istiyor acaba bu senaristler? kavusunca ask degil diye bi gorus var zaten. sevip sevip bilerek isteyerek uzakta duran insanlar taniyorum ben. ya da belki her karakterin icinde bir derin izdirapla yasamasini, yana yana pismesini filan istiyorlardir. (aslinda ayni seyi soyledim ama neyse caktirmayin) iste bu baglamda polat'in ogluyla mutlu mesut bir hayati olabilemez. son olarak da sunu soylemek istiyorum, bu dizide hemen hemen herkes Dış Mekan Aydınlatma Sistemleri bulundugu yere baska birileri tarafindan getirilmis. yani mesela x icin calisan adam yakalaninca diyor ki, beni bunlarin yanina y'ler soktu. sonra tekrar yakalaniyor ogreniyoruz ki y'lerin yanina da aslinda z'ler sokmus. kat kat maskeler var sanki, kac kat maske var belli degil. ya da belki senaryoya hareket katmak icin, heroes'da degisik yetenekler ekleyip durduklari gibi senaristlerimiz de adamlari bir o safa bir bu safa gecirip duruyorlar. bu da en son son. ya elif demeyince be demeyince dizinin tadi yok bence. gundem konularina gelince, ya ne olacak bu turkiye'nin hali diyorum, eger bunlarin onda biri bile azicik dogruluk payi tasiyorsa, vay benim yalniz ve guzel ulkemin haline.

Benim Bilgisayarım

memati'nin gamze'si hasta, dengesiz, problemli bir kiz. zaten saglikli, duzgun bir kadin memati'de ne bulsun. uzgunum dostlar, gercek bu. memati'nin icinde taaa derinlerde guzel seyler olabilir de onun uzerindeki butun tabakalar hoduk. abdulhey, sultan konusunda "bir anda gelisti" filan dedi ama kizi ilk gordugundeki bakisini da gorduk biz. cok uzatmadan hemen polat essegine gelelim. essek hem ne essek. herkese kopegi gibi davranip, getir gotur, yap, et, emirleri yagdirirken annesine gelince miymiy. Fayans Modelleri disarida aslan evde kedi. ben olsam derim ki "anne sen kendinde misin? benim isim belli, hayatim belli, sen ne evliliginden bahsediyorsun? yetmedi galiba yasadigin acilar? kadin gozun mu dondu senin? vs vs" hayir bi de ebru'yu gorunce dibi dustu essegin. ihtiyar heyeti evlenmeyeceksin dedi diye askimi kalbime gommustum ben, megerse adam beni begenmediginden ihtiyarlari bahane etmis. eh ebru'yla da muradina eremedin ya ohh canima degsin. * o degil de, biz polat'in elif'i sevmesini sevmistim, yanindayken bile ozlemesini, o izdirabi, umutsuz olsa da surdurulen bir sevdayi sevmistik. elif de harbi bir kizdi, simdi bu ebrular ahular eline su dokemezdi. polat'in kapisinda kopek olacaklar nerdeyse. elif oyle miydi ya? elif dedim be dedim kiz ben sana ne dedim. ayrica polat alemdar, tamam cok karizmatiksin, o ozguvenli ozguvenli yuruyuslerin falan pek havali, gulumsediginde de pek sevimli oluyorsun ama insanlara Yatak Odası Takımları kopek gibi davranmalarin, ofkeni kontrol edememen, kafa koparmalarin falan seni fazlasiyla itici yapiyor. hicbir zaman "asik olunacak dizi karakteri" olamazsin. polat rolu yapan ali olsaydin belki olurdu. muro ve saz arkadaslari evet komik ama muro'nun Bebek Odaları icindeki nalet olasica insan sevgisi kendisini yumusatti herhalde, bugun (50. bolum itibariyle) geldigimiz noktada organ mafyaciligi, uyusturucu isiyle filan ugrasabilecek gibi gorunmuyor. not: ayrica bu polat'la ebru'nun cilvelesmeleri, o sirada calan dandirik muzik, kizin adami etkilemek icin resmen bir performans sergilemesi, polat'in bunu yemesi, falan offf igrendim resmen. iyyy. not2: omer baba'yi tenzih ederim ama tam bir essoglesseksin olum polat. evlenmeyecegin kiza niye umit veriyorsun, niye duygulariyla oynuyorsun? ve ben burda kendimden degil, ebru'dan bahsediyorum. *tuh! boyu devrilesice!... lan butun dizi kahramanlari da kizlar konusunda boyle meymenetsiz olmak zorunda mi? not3: dayanamayip habire ekleme yapiyorum ama, Pvc Pencere Modelleri bu uyuzlugun yuzunden anneni de hasta ettin be polat! bastan adam gibi soyle, ben evlenemem diye, ne diye "anne ben sana evet demiyorum, hayir da demiyorum, ustume geliyorsun kacmak istiyorum" diyorsun? bu erkeklerin durustce niyetini ortaya koymak yerine bu tur basiretsizlikleri beni cileden cikariyor. sonra otur annene agla, ebru'ya agla. mustehak sana cunku. not4: bu polat'in hep kizlara yemek yapmasini da cok "issiz adam"ca buluyorum. bir memati olsun, bi abdulhey olsun, bir erhan olsun, bu adamin nazini cekiyorlar, her gun azarini yiyorlar, bi elinden bir Banyo Halısı Modelleri sey yiyemediler. insan can yoldasina, "senin icin olurum" diyen adamina yemek yapmaz da gider uc gundur tanidigi kiza mi yemek yapar? elif'e de yapmadiydi yemek zaten. pis polat, kaka polat! tuuu rezil. (neyse bir daha yazmicam, cok kizdim.)

Aslında bu iş göründüğü gibi değil

ömer babanın pek muhterem hikayelerine ara verip mizah dakikaları uygulamasını başlamış dizidir.tamam muro ilginç bir karakter olması sebebiyle komedi sahnelerini çekilebilir kılıyordu da aksiyon dizisinin arasına mizah müziği koyup gayet zorlama bir biçimde deli hüsnü-bakıcı kadın,şemo-şemonun Oturma odası takımları adını bilmediğim yeğeni sahneleri koymak nedendir? orjinal kurtlar vadisinde de çakırın bazı sahneleri komikti,abidin-tuncay sahneleri komikti,hüsrev ağanın sağ kolu komikti şimdi zaza karakteri de komik ama böyle göstere Mutfak Masası göstere bakın arada da komiklikler yapıyoruz demek izleyicilerin büyük kısmını rahatsız ediyor. diğer yandan aşk-ı memnunun gerilim ve heyecan seviyesi kurtlar vadisinden yüksek,nasıl olsa kimse ölmüyor,bir hafta önce bütün kemikleri kırılan adam bir hafta sonra kolunu oynatıyor,yanan adam iyileşiyor,umarım zafer algöz ün canlandırdığı yalçın yıldız da haftaya iyileşir,en azından az sayıdaki iyi Bellona Oturma Grubu Modelleri oyuncudan biri eksilmemiş olur diziden.ayrıca kazım kovalasın polat da arabayla önünü kessin taktiği de kimseyi heyecanlandırmıyordur eminim ki. ah kurtlar vadisi vah kurtlar vadisi sen böyle miydin ulan? eskiden buralar yeşillik iken, çay iken, orman iken hatırlarım da her perşembe akşamı nasıl bir heyecan kaplardı içimizi. 5 sene önce ergenliğin de verdiği gazla; manyak bi aforizma duyunca arkadaşlarla birbirimizi çaldırdığımız bile vardı. her cuma Bellona Yatak Modelleri sabahı bitmeyen dizi kritikleri. her bölüm sonunda ''vay anasını'' moduyla afallamak normaldi bizim için. belirli bir düzen, önceden kurgulanmış senaryo vardı. zorlama karakterler yoktu. her çatışma sahnesinde, bu sefer nasıl olacak diye çekirdekleri kabuklu götürüyorduk mideye. şimdi bakıyorum da her bakımdan saçmalamış bir dizi. artık dizinin perde arkasını çok rahat görebiliyoruz. hiç bir şey bizi şaşırtmıyor. durup durup bir pat diye bir düşman yumurtlamaları yok mu en çokta ona iffet oluyorum. misal dizi başladığında baş düşman davut tataroğlu isimli şahsiyetti. sonra birden örgüt denilen saçmalık çıktı. derken bir bölümde iskender demir yumruk oldu. vatan haini büyük baron oldu. sonra iskender iyi adam oldu. sonra tekrar davut baron oldu. bir ara cevat iyi piyasa yaptı. sonra aron feller denen zırvalık geldi. cevat ölmedi? iyi karakter diye. yakışıklı ölmedi? biraz tutulan karakter oldu diye. ihtiyarlar olayı zıvanadan çıktı. herkes gladiocu zaten ona değinmeye gerek bile duymuyorum. ulan napsakta reyting alsak diye saçmalayan bir mutfağa sahip kurtlar sofrası. son olarak;abdülheye başından beri katlanamıyorum. elazığlı diye rol veriyorlar adama 5 senedir. ebru vasat. vedat çok kötü. polatın x5'i, hüsnü sahneleri, mematinin çocuğu ile ilgili Sürgülü Gardrop Modelleri sahneler, gladionun herşeye kadir olması, haddinden fazla kabak tadı verdi hem de tiksinçlik derecesinde. neredesiniz ey karahanlı, çakır, aslan bey, laz ziya, hüsrev ağa, pala, şahin ağa, tombalacı ve en önemlisi testere..

Kalem Kutuları

lafa klişe gireyim o zaman: kitabı daha iyiydi. ama gerçekten, kitabı çok daha iyiydi. lâkin bizim bu özel durumda şunu da söyleme hakkımız var sanırım; dizisi de daha iyiydi. sorun da burada. kurgusu dışında kötü bir film değil. ama dizi öylesine yukarı çekmiş ki çıtayı, bu böyle biraz yavan İstikbal Mutfak Modelleri geldi. ama kötü asla değil, hatta iyi işte, 10 üzerinden 7 veriyorum -haddim olmayarak. ayrıca şunları da belirtmek istiyorum: 1. yine çok ama çok güldürdü, ara ara gözleri de doldurdu. yani verilen duygu açısından bir kayıp yok, gayet başarılı. 2. cansu dere'nin bu kadar sırıtacağını hiç düşünmüyordum ben. cidden çok fena be. hiç olmayaymış keşke. (tabi karakter olarak değil, oyuncu olarak.) ha tabi bir de sırf behzat ile duygusal yakınlaşma yaşatabilmek için zeka özrü kısmını değiştirmişler, kitapta ölen yine kızdı ama zeka geriliği olan da oydu. 3. kitap, kesinlikle filme sığmamış. Ranza Modelleri yetmemiş yani, birçok kısım havada hep. tabi bu da kitabın kalitesini biraz daha ortaya koyuyor. 4. film gayet tabi ki bambaşka Ev Dekorasyon Örnekleri bir zamanda geçiyor. berna'nın ölümünden bir sene kadar sonra. o yüzden bu filmi aceleye getirmeseler miydi acaba diye düşünüyorum. (bir de yine bu zaman mefhumu bağlamında, müdürün, dizideki en son badem bıyıklı değil, farklı birisi olması mantıklı, zira 90'lı yıllardaki derin devletsel örgütlenmeler bu tarz müdürler ile oluyordu. tabi sonra imam geldi, ordusu falan.. neyse oraları biliyorsunuz.) sonuç olarak, ki yeterince uzattım zaten, bu film olmuştur aga. Sürgülü Kapı hatta ben bunu gidip tekrar izleyeceğim. valla. ankara bahçelievler büyülü fener'de salonda sadece 4 kişilik arkadaş grubumla izlediğim film. ''behzat amirimle evlenilmez ama tam aşık olunacak adam'' ''bana şöyle bi baksa ölürüm yea'' gibi yorumları yüksek sesle yaptık.harun'un emekli yakını olma çıkarımına yarıla yarıla güldük abartıp alkışladık vs. nerdeyse her sahnede ''burası ankara'nın neresi olabilir?'' sorusuna yılmadan cevap aradık.yani şahane bi seyir Ofis Mobilyası keyfiydi. tavsiye edilir. sansürsüz behzat ç. yi gördük. sevdik. daha ne olsun işte.
bir babanın hikayesi.. kızının ölümünden kendini sorumlu tutan ve bu yüzden kızının ölümünü kabullenemeyen bir babanın hikayesi.. bir babanın, kızını en sonunda kalbine gömmesinin hikayesi.. havuzdan çıkan tabutun içinde cansu dere yerine berna'yı gördüğü zaman ölmüş denildiğini duyuyor ve biliyorum, diyor. berna'nın sesini Örgü Kazak Modelleri duyup sağa sola koşmak, toprak kazmaya çalışmak, olmayan tavşanları beslemek son buluyor çünkü artık; kızını kalbine gömüyor. bu film; bir babanın hikayesi. bu yüzden gayet özel karakterler oldukları her hallerinden belli olan red kit, pembo ve gorbaçov hasan arka planda kalıyorlar. bu karakteri daha yakından tanımak için istediğimiz zaman; cansu dere-berna eşleşmesine ayrılıyor. derin devletin acımasız yüzü, çocuk esirgeme kurumuna düşen çocukların dayağa şerbetli olması, polislerin dayak dışında alternatif bir konuşturma tekniğine sahip olmamaları, kızını kaybeden bir babanın aklını kaybetme noktasına gelmiş olması, seven bir kadının iç çamaşırını kendi çıkarması ( biliyorum biliyorum bu olmadı Bluz Modelleri gibi duruyor ama seven bir kadının sevdiği adamla potansiyel ilişki yaşayabilecek kadını, daha adamın haberi dahi yokken biliyor olması desem kim inanır ) pembonun gençler tarafından bir sakız olarak değil de küfüre küfürle cevap veren bir karakter olarak hatırlanacak olması... filmi sonunda almanya'da izleyebildim. filmden önce filmin almanya gösterimi ile bir çift laf edeyim. ayy ama ben henuz bir nick dusunmemistim ile olan konuşmalarımızda almanya'daki gösterimler için "bilet kalır mı acaba" lafı ediyorduk. gel gör ki kendisinin gittiği frankfurt'taki ilk gösterimle işin rengi açığa çıktı; yalnızca 4 izleyici... benim düsseldorf'ta gittiğim gösterim internetteki programa göre sondan 2. gün idi ve 7-8 kişi vardı... ilk başta "nasıl ya?" deilebilir ama aslında çok da şaşırtıcı değil. üzülerek söylemeliyim ki almanya'daki türklerin tamamı olmasa da önemli bir kısmı Topuklu Ayakkabı Modelleri türkçe'ye gerçekten hakim değiller. 27 ekim 2011 beşiktaş fenerbahçe maçı'nda da gördüğüm üzere anlık tepkileri bile ya almanca, ya da almanca-türkçe kırması oluyor. hatta bu yüzden mesut özil'in gol kaçırınca "mına koyyim" demesi sıradışı bulunuyor... neyse... laf dağılmasın, hal böyle iken behzat ç.'deki "angara"ya özgü küfür, argo ve jargonun türkçe'ye hakim olmayan kişilerce anlaşılması çok zor. zaten işte bu Kısa Abiye Modelleri yüzden behzat ç. bir ankara polisiyesi'nin almanya'daki izlenme oranları arka sokaklar'ın çeyreği bile değil. bir de düsseldorf'ta konuştuğum bir kiosk kasiyeri türk'ten anladığım kadarı ile gurbetçiler sinemada film izlemektense yazın türkiye'ye geldiklerinde tomar tomar korsan dvd almayı tercih ediyor... hal böyle olunca diziden habersiz gurbetçiler yerine genelde türkiye'den gelen öğrenciler filme ilgi gösterdi ki bu da sinemalardaki düşük seyirci sayısını açıklamak için yeterli... filme gelecek olursak; altın portakal gösterimi ve ankara özel gösterimi hakkında yorumları okuyunca aslında epey yüksek olan beklentilerimi büyük oranda düşürdüm. zaten bir filmden keyif almak Kot Pantolon Modelleri için en geçerli yol beklentisiz gitmek... spoiler'sız eleştirimde değinebileceğim tek nokta pilli bebek'in azlığı ya da eksikliği. diziye tat ve renk en önemli öğelerden pilli bebek'ın olsun albümü parçalarına ben filmde rastlayamadım...