10 Mart 2012 Cumartesi
İzmir kemeraltı
okurunu da ardina takip zamanda yolculuk yapabilen yazar gibi tanimlarda bulunmak istemedigimden hakkinda entri yazmayi senelerdir deneyip de beceremedigim ihsan oktay anar'in beni bu tanima artik mecbur eden, sonu biraz aceleye gelmis gibiyse de, en mukemmel kitabi.
izmir buca'dan balcova'ya gitmek icin durakta beklerken okudugumdan 670 (balcova'dan gecer) yerine 514 (bostanli'ya gider) nolu otobuse binmeme (arada tek bir ortak rakam olmamasi bu entriyi yapilmis en aptalca dalginlik basligina da tasiyabilir), aksam trafigiyle 1.5 saati bulan yolculugumda bir kez bile kafami kaldirip disari bakmamama ve olanca esyamla kendimi izmirin bir ucu yerine obur ucunda bulmama neden olmasi, benim o siralar galata'da seyh ibrahim efendi'nin ney sohbetinde, sofuayyas mahallesi’nde kalin musa’nin yataginin ucunda, hizir pasa’nin konagindaki asci yamaginin muhtesem pilavinin sirrinin pesinde, cerrahpasa mezarliginda kabil’lerin oldurdugu, kostantiniye’nin en buyuk musiki ustatlarinin cesetleri basinda, calgicilarin padisahi zindik zahir’e edilen iskencelerin huznunde, alessandro perevelli’nin inanilmaz hikayesinin izinde ve canim eflatun’a uflenen hayat nefesiyle davut’a salya sumuk sarilmakta olmamla alakaliydi.
kitabi bitirip son sayfasindaki ''30 agustos 2007, bostanli'' yazar notu ile solumda bostanli'ya uzanan karsiyaka sahilini gorusum ayni ana denk geldi. o an tek istedigim uzun ihsan'i bir kerecik gorebilmekti.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder