4 Mayıs 2012 Cuma

Bursa Vestel Servisi

geçen hafta üsküdar meydana inmiş dolaşıyordum aylak aylak. ya da bir yerden mi dönüyordum, hatırlamıyorum tam olarak. bilen bilir, meydandaki camiyi geçince köşedeki eski adı yöre yeni adı üçler marketin önünden, hemen oracıktan, karşıya geçerken insanlar sel olmuş üzerime doğru akıyordu, trafik lambalarının yanan kırmızı ışığına inat. bir anne 4-5 yaşlarında bir çocuğu elinden tutmuş karşıya geçirmeye çalışıyordu. çocuk ise nuhun gemisi diyor peygamber demiyor. evet nuh'un gemisi diyordu. "anneeee gemiiiyyy!!" diye zırlıyordu. herhalde tükkanın camının birinde bir oyuncak görmüş, içinde ukde olarak kalmıştı çocuğun. annesine baktım, kadın bu duruma hafiften sinirlendi, hani burasına kadar geldi denir ya işte öyle. çocuk muhakkak ki aralıksız bir şekilde yarım saattir zırlıyordu, anne ise keskin sirke küpüne zarar raddesine, köpürme noktasına gelmişti anlaşılan. Bursa Vestel Servisi peki anneler hem sever hem döver mi? döver galiba. şöyle bir hafızamı yokluyorum da benim annem bana hiç vurdu mu, dövdü mü? yoo yani varsa da hafızamda yer etmemiş. ancak abimle birlikte mutfaktan atılan güdümlü terliklerden nasibimi almışımdır çok çok. biraz da zırıltı. "fago bacaklarını kırıcam senin çabuk düzelt dağıttığın odayı." ya da "o pastalar misafire yapıldı, elleme kör şeytanın kör gözüne kör nalet." diyerek kabahatlar kanunun 17.maddesini hatırlatırdı bana kestiği ceza ile. ben ise vınnn sokak kapısından dışarı fırlardım. arkadan valide bir ton çağırış, yakarış, çığırış allah ne verdiyse söylenirdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder