10 Mart 2012 Cumartesi

google aynen araması

mükemmel kurgusundan beklenmeyen bir sona sahip bir romandır. dil enfes bir civeleklikle kırıtırken aklı yeni denizlerde oynattırır sonu hariç her sayfasında. ancak gel gör ki hikayelerin düğümü aslında düğümlü kalmıştır. çok kolaycı ve eklektik maalesef... ahmet hamdi tanpınarın mükemmelliyetçi duyarlılığına aşina olduğumuz yazara böyle bir sonu, hele roman bu kadar sakızlı bir büyüye sahipken yakıştıramadığımı söylemek zorundayım. filmi çekilesi, tiyatroya uyarlanası bi şaheser.. kitabı okurken kaç kere kahkaha attım kaç kere "pes be, helal be" diye çığırdım hiç bilmiyorum. bitti diye üzünülen nadir eserlerden... evet belki kusursuzluk ta bir kusurdur, ama gözümde kusursuz olanbu kitap, 188. sayfada lazar'a lazarus denmesiyle kusurunu bulmuş ve hakikata ulaşmıştır. ihsan oktay anar'ın önceki kitaplarından sonra beni yeniden tatmin etmiş kitabıdır. öyle ki, kitabın ilk yarısında dili daha iyi kullanmasının dışında bişey eklemediğini düşünsem de kitabın özellikle son bölümlerinde edebi anlamda ciddi anlamda abartı bir yükselişe şahit oldum. şimdiye kadar okuduğum puslu kıtalar atlası, kitab-ul hiyel ve amat'ın sonunu getirdiğimde yüzümde gülümsemeyle karışık bir memnuniyet kalmıştı, suskunlar'ın bitiminde ise ciddi anlamda düşüncelere daldım..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder