4 Mayıs 2012 Cuma

Bursa Teknik Servis

saatlerdir bir çay yapamadım. önce kireci çözülsün diye limon tuzu attığım kettle'da kaynattığım suyla yaptım, doğal olarak ekşi çayı döktüm. sonra, yeni demlediğim çayın yine ekşi olduğunu fark ettim. çünkü demlikteki çayı boşaltmış, ama çaydanlığın altındaki suyu boşaltmamıştım. sanırım bu kez olacak Bursa Teknik Servis aldattığında bile nefret etmedim ondan. ama şimdi, bu dakikadan sonra ediyorum. ne kadar da acı bir durum bu, tahmin bile edemezsiniz. dün akşam saat 6 suları gibi evimizin yakınındaki migrosun önünde dolmuştan indim. evime gitmeden önce, anne tarafından akrabalar gelmiş, uzaktan gelmişler. onlara bi kaç şey alayım dedim. otomatik açılır kapanır kapıdan içeri girdim. votka, bira, şampanya,şarap şişelerinin sergilendiği reyonun önünden geçtim, şarküteri kısmına geldim. ayıptır söylemesi az bir şey kıyma aldım, birkaç parça daha bir şeyler daha; fast food tarzı aburcubur, pepsi falan. şöyle bir çevreme bakındım da, haberlerde millet işsizizlikten, fiyatlardan isyan ederken, herkes alışveriş sepetlerini boy boy doldurmuş kasaya gidiyor. hem de hafta içi. bayram değil seyran değil. hey maşallah. kimileri yüzlerinden belli taze evli, kimi ise hayattan bezmiş bir halde; kravatı ve feleği kaymış eve karısının telefonda gelirken ekmek al dediği ekmeği götüren orta yaş adamcıkları. orta tabakanın biraz üstü bu çevremde gördüğüm yansımalar. yani kendilerince elit insanlar. baksana şu bol makyajlı kadının yüzüne, suratından asalet akıyor. görsen kral richard'ın torununun sıçtığı boku altından alan sarayın hizmetçisi zannedersin. bu yazdıklarımı anayasa yüzlü bu kadına söylesem kemiklerimi kırar sonra da mahkemeye verir alimalah.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder