3 Nisan 2012 Salı

Bayrampaşa Siemens Servisi

gizli gizli 80leri begeniyorum. vatkalar, kabarik saclar, dar kot pantolonlar, org hayranligi. sonra zevkimden rahatsiz olup vazgeciyorum. soguk savas bitmemis olsa keske, guzel zamanlardi. micheal falan siyahti. devekusu kabare guzeldi, kasedi vardi o zaman tabi. radyoda incesaz.. yok radyo kafasinda olamadim hic, motorlu tasit disinda radyo dinlemeyi de sevemedim. Bayrampaşa Siemens Servisi uzerinden gecen yillara ragmen uche ve ebru gundes askina anlam veremiyorum. hemen hemen cok benzer ortamlardan, kulturlerden geldigim sevgililerimle bir zaman sonra konusacak bir sey bulamazken, uche ve ebru'nun aksam sohbetlerini merak ediyorum, cozemiyorum. ebru demisken ebru yasar'in petrolcu sevgilisini travmatik buluyorum. ebru yasar kimdir, nedir, neler yapar bilmiyorum. simdi nasildir, keyfi yerinde midir, hala o petrolcuyle midir, merak etmiyorum ama bilmemekten de ince bi rahatsizlik hissediyorum. pespese gelen sacmaliklari televizyonda ne cok takip etmisiz yeni yeni anliyorum. ustelik bunu yaparken entelektuelitemize de bok surdurmeyiz, kafka oku televole izle. ne yapayim kutuphanede baska yazar, televizyonda baska program yok. mazeret uretmeyi seviyorum da kendim inanmayinca rahatsiz oluyorum. hakan peker'in ve richard alpert'in yillar icinde yaslandiklarini dusunuyorum, ayni kalmadiklarini seziyorum. hatta deniz baykal ve tuncay sanli icin de benzer fikirlerim var. ama bu anti-aging gurularinin hic yaslanmadigini dusunmek, konusmak daha fazla keyif verdigi icin kendimi sezgilerimden sakiniyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder